Meta'nın teyitçileri "kovması" üzerine
Meta’nın üçüncü taraf haber doğrulama programından, ABD’den başlayarak çekilmesine dair düşüncelerim:
Zuckerberg’ün teyitçilerin sansür yaptığına dair açıklaması, en hafif tabirle talihsiz, doğrusunu isterseniz tamamen gerçek dışı. Kendi sitelerinde de belirtildiği gibi, üçüncü taraf haber doğrulama programında teyitçilerin görevi, kaynaklara dayanarak hangi bilginin yanlış olduğunu belirtmek. Hangi gönderilerin kaldırılacağı veya erişiminin düşürüleceği kararı ise her zaman Meta’nın sorumluluğundaydı. Biz bu karar süreçlerine dahil edilmedik. Meta şeffaflıktan her zaman uzak durdu. Ancak bu duruma tepkisel yaklaşmaya gerek yok. Zuck Zuck’lığını yapıyor. Kendi çıkarı uğruna kullanıcılarını gözden çıkarmaktan çekinmeyen bir internet oligarkının, yedi yıl birlikte çalıştığı ortaklarını ortada bırakıp Trump’ın kollarına koşmasında şaşırtıcı bir şey yok.
Meta’nın programdan çekileceğini duyunca özgürleşmiş hissettim. Beklenen gün geldi. Bunu, her şeyi baştan değerlendirmek ve hakikati bulma yolunda yaptığımız çalışmalara eleştirel bir gözle bakmak için bir fırsat olarak görüyorum. Kabul edelim: Dünya artık 2016’daki dünya değil ve Meta’yı bu kararı almaya iten politik söylem, tahmin ettiğimizden daha fazla güç kazandı. Ancak bu, yaptığımız teyitçilik çalışmalarının değersiz olduğu anlamına gelmiyor. Evet, teyitçilik güçlü ve bir zamanlar etkili bir araçtı. Ancak yanlış bilgiler ve komplo teorileriyle beslenen mevcut politik söyleme direnecek kadar da güçlü kalamadı. Kiminle ve nasıl mücadele etmemiz gerektiğine dair resim en baştaki kadar berrak tekrar.
Bu karar, dünya çapında birçok haber doğrulama organizasyonunun kapanmasına yol açabilir. Teyitçiliği sadece bir endüstri olarak gören, temel misyonundan uzaklaşan veya yalnızca finansal motivasyonla bu alana girenler için işler tahmin edilenden daha zorlu olabilir. Ancak, Teyit gibi, Facebook ile anlaşma yapmadan önce de dezenformasyonla büyük bir inançla mücadele eden organizasyonlar yoluna devam edecek. Facebook bir ekosistem yaratmadı; mevcut bir mücadeleye oksijen sağladı. Fakat aynı zamanda bizi daha az mücadeleci hale getirdi ve ekosistemimizin büyürken hantallaşmasına neden oldu. Bugüne zihinsel ve finansal olarak hazırlık yapanlar için Zuckerberg’ün açıklaması yeni bir başlangıcın kapılarını aralıyor.
Dezenformasyonun ve hakikat sonrası dönemi besleyen sorunların kökeni sistemseldi, hala da öyle. Bu mücadele, hiçbir zaman yalnızca bir sosyal medya platformuyla yapılan ortaklıkla çözülemezdi. Şimdi bunu yeniden hatırlamak için doğru zaman. Son on yılda, dünya çapındaki teyitçiler çok fazla deneyim kazandı. Kavramları yeniden şekillendirme ve hakikat arayışı misyonunu baştan tanımlama konusunda, bu topluluğun başka hiçbir medya veya sivil toplum grubunda bulunmayan bir güç ve tecrübeye sahip olduğunu düşünüyorum. Bu kararı lehimize çevirmeli ve yaratmak istediğimiz toplumsal değişimi hatırlamalıyız.